9 Nisan 2012
Kibrit
Bir kibrit yakıp attım. Kibritlerin en çok bu özelliğini seviyorum: işin
bittikten sonra atabiliyorsun. Kırk kibrit ve iki parça kartondan oluşan
bütün, son kibritin de yakılmasından sonra parçalarının her biri
dünyanın farklı köşelerindeki çöplere dağılmış birçok yarım olmuştur
artık. Yalnız, başlangıçta tüm kibritleri bir arada tutan kutunun
bütünlüğü bozulmaz. Onun iki parçalı olduğu görmezden gelinir. Ona,
ilkokul sıralarımızda dikdörtgenler prizmasını öğrenirken beslemeye
başladığımız saygıyı daha sonra da yitirmeyiz. İki parçalı bir
dikdörtgenler prizması öğrenmemişizdir asla. Hayallerimizde yeri
yoktur. Aynı hisleri kesmeşeker için de besleriz. Dikdörtgener prizması
mı küp mü olduğuna karar veremediğimiz beyaz, kutsal kesmeşekeri
kahverengi ve kalp şeklinde gördüğümüzde onu yadırgamamızın
nedeni budur.
Kibrit, hiçbir zaman yük olmaz taşıyana. Kullandıkça biter. Yıkanma,
doldurulma, geri dönüşme, kısacası hayatımıza yeniden girme şansı
yoktur. Kibriti severim. Onları en çok üzerlerinde anı taşımadıkları için
severim.
Çakmaksa bir yüktür her zaman. Artık kullanılmaz hale gelse de metal
ve plastikten oluşan varlığı öylece durur karşınızda. Altı delikli olanları
yeniden doldurulmak ister. Atıp yenisini almayı düşündüğünüzde işe
yarayabilecek bir şeyi ziyan ediyor olduğunuz hissine kapılırsınız.
Çıkmaz hayatınızdan, kene gibi yapışır. Üstelik yanarken de çirkindir.
Yanan şeyi görmezsiniz, kokusu hoş değildir. Gazın neresini yaktığını
bilmezsiniz. Oysa elinizde tuttuğunuz kibrit yalnızca o anda, bir tek
sizin amacınız için yanacaktır. Sizin için kendisini feda ederek, onu
kibrit yapan, bir ağaçtan geldiğini hala hatırlatan kimyasını sizin için
değiştirecektir. Ve bunu hiçbir mızmızlanma göstermeden, karşılık
beklemeden yapacaktır. Yalnızca rüzgarlı havalarda üşüdüklerinden
size olan görevini yerine getiremeyen kibritler çıkacaktır. Bir de onların
rüzgarda üşümelerini görüp de ölmekten korktukları için üşüyorlar
sanan kibritler çıkacaktır. Bu kibritler yanmakta gene tereddüt
etmeyecek, ama korktuklarından dolayı size karşı mahçubiyet
hissedeceklerdir. Mahçup kibritleri kendilerini sıkıp parladıkları gibi
sönmelerinden tanıyabilirsiniz. Böyle bir kibritle
karşılaştığınızda az sonra yakacağınız arkadaşını elinize alıp avcunuzda
ısıtın.
Ona korkacak bir şey olmadığını, hem korkuyorsa veya sonunda
başarısız olsa da ona hiç kızmayacağını söyleyin. Pek az kibrit ona tatlı
yaklaşıldığı halde korkmayı bırakmamıştır.
Çakmağın düzgün şekline kibrit şekilsizliğiyle karşılık verir. Bütün
çakmaklar birbirine benzer. Oysa her kibritin ayrı kırışıkları, ayrı
çıkıntıları, ayrı bir kişiliği vardır. Bir de soğuktur çakmak. Metale
dokunduğunuzda içiniz kamaşır. Oysa kibrit, tahtanın ısı
geçirmezliğiyle, sizden gördüğü sıcaklığı içinde tutacak, dışarıya
salmayacaktır. Kadir kıymet bilmesi de bundandır. Üstelik dışarısının
soğuğu ne kadar işlese de içine, size
hissettirmez. Her zaman yakın dostunuzdur sizin, görevinin bilincinde.
Kibritleri bu yüzden severim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder