7 Haziran 2012

O Gece


‘bana bir bira’ diyerek, girdi içeri: ‘ellilik’.. tümdikkatim dağıldı, dağıldım.
adam, gereksiz: buraya, dünya’ya.. gereksiz olduğundan, bağırıyor: esâsen, var olmadığından bağırıyor. her şeyin farkında. bunu, en derin’inde hissediyor, o yüzden bağırıyor.
ben, susuyorum. suskunluk, an’a dair değil: genel bir susuş var. ben, sessizim: yıllar oluyor.
sessiz yıllar geçiriyorum.
yalnızım.
*
aradı geçenlerde, bir gece için sözleştik, buluştuk: arayan, o’ydu: bana bir haber vermeye geldi: bildiğim bir haber: iyi bir haber.
onun için, iyi: onun için iyiyse, benim için de, iyi olmalı, olur: buna iknâ olurum; yıllar önce buna, zaten iknâ oldum..
*
gece, buluştuk. yağmur da var.. hava öyle puslu ki, iyi bir şey düşünemem.
gözlerinde umut var, parlıyor. saçlarını, istediğim gibi toplamış: yarım: öyle diyor, kızlar. tanıştığımızda söylemiştim, bunu sevdiğimi: aklında kalmış, demek. tanıştığımızda ne söylediyse bana, aklımda: bugün söylemiş gibi, şu an gibi.
şimdi, yine karşımda: eskisi kadar güzel.
tek omzundan hafifçe sıyrılan bir elbise: yakası, biraz açık. beyaz. o’nu düşünürken, hep o elbise var üzerinde. elbiseyle aynı renkte, bazen de aynıdesende bir bant, saçında: kusur yok..
*
yaşamaya devam ettim, o yokken de: yedim, içtim, okudum, gezdim,eğlendim ve saire.
kafka’nın söylediği, gerçek oluyordu fakat, o’nsuzken: “bir hedef mevcut ama oraya götüren hiçbir yol yok..”
*
ben de, bağırmalıyım belki de, dedim: farkında olmayı bir kenara bırakıp, bağırmalıyım.. yoksa, kim bilecek, ne yıllar geçirdiğimi..
ne sessiz yıllar geçirdim, ben.
hayâller vardı, beraberken: ‘birlikte’ öğrenecektik, ‘klâsik’ dinlemeyi, âdâbını.. birlikte öğrenecektik, yaşamayı. ve birlikte yaşayacak, ölecektik. hayâller bunlardı, beraberken: hayâl vardı..
*
bazen, oluyor sandım. olmadı. o’nsuz olmayacağını bildiğimden de, olamadı.“bilmek, lanetlenmektir” dedi, adorno. bilmek, fark etmek..
bana en çok zararı, farkında olmak verdi.
hissettiklerimin süreceğini bildiğimden, olmayacağından da emindim. olmasını istemedim, hissettiklerimin sürmesini istiyordum.. aşk’ın paradoksu değil, kendisi bu, olsa gerek.
*
gözleri kara, kapkara: bir günah gibi, bir günah kadar kara.
işte o gece, bir günah’a gider gibi giderdim, gözümü kırpmadan. kendimi biliyorum, yapardım: eğer, o gece, eğer, o yağmurda, tek söz söyleseydi bana, onunla, ölüm’e giderdim..

4 Haziran 2012

Çeto-Burcu DİKMEN

Evvelâ bu blogu yakından takip eden genç çifte (ben de yaşlı sayılmam ama böyle demek adettendir) ömür boyu “tamamlanmışlık hissi” diliyorum. Hayatta en önemlisi odur çünkü. Mutluluk ya da huzur gelip geçicidir; eğer ki birisi seni “tamamlıyor” ise, olmuştur. Birinin dağıttığını öbürü toplayacak, birinin çocuklara anlattığını öteki yalanlayacak… Çocuklar annelerinden çok korkarken, babalarına sığınacak; babalarının şu huyunu beğenmezken, annelerine hayran hayran bakacaklar. Bu roller o kadar sık değişecek ki; vals yaparken eşlerin sımsıkı sarılıp sürekli dönmeleri gibi estetik hareketler ortaya çıkacak.
Aslında düğünden önce size şunu söyleyecektim, yazarken söylemesi daha kolay, "Allah sabır versin her ikinize de.."Çünkü sabrı geniş olan insan, zamanla her şeye alışabiliyor. Hemen parlamadıkça, kendine dönüp sorgulamayı becerebiliyor. İletişim kurabiliyor; ki en önemsediğim şeydir iki kişinin “aşk”laşmasında. Aynı dili konuşmak, derim genelde.
Fazla uzatmaya lüzum yok; genç çifte (halbuki ikisi de benden yaşça büyük) mutluluklar.