15 Nisan 2012

Tıkanma




aynı melodiyi, günlerdir tekrarlıyorum.

‘belli’ konuları düşünürken, geliyor aklıma. ne olduğunu sorsalar, bilemem. kimin bestesi bu, hatırlayamam kesinlikle.


nedenini, bilebilsem keşke..


*


bulmalıydım: düşündüm, üzerine kafa yordum.

ne zaman, tıkansa düşüncelerim; imdadıma yetişen, bu şarkı.


*


problemimin hayatla olduğuna inanıyorum.

‘inanmak’ kelimesi, ruhuma aykırı gelmeye başladı. satırlarda bile beni rahatsız eder oldu.

problemin, mekân ile ilişkilendirilmesi, kaçmak sayılabilir. şu söylediklerimi anlayabilecek tek kişi yok: çevremde falan değil, hiçbir yerde.


*


bir şeylere inanamamak, ne kötü.

kişi, nesne, kitap ve saire.

tıkanıyorum sürekli: tıkandıkça da aynı şarkı, kovalıyor beni.


*


geçenlerde, yorgundum.

yorulduğumu, nâdiren düşünüyorum.


kafam çok karışıktı. eve, kestirmeden gidemeyecek kadar yorgundum.

düz yoldan, herkesin bildiği yoldan gittim.

karmaşık değildi: sâde ve basit.

herkesin yaptığı şeyler gibi.


*


kolay’ı yaşamanın ne olduğunu bilmiyorum. yaşam, tercihler: yaşamım, benim tercihlerimden oluşuyor.

kolay’ı tercih etmek, yaşadığıma ve yaşadıklarıma bile inanmamama yol açacak.


*


sınırları koymalı: ufkunu bağlayan şeyden kaçacaksın.. iş, kitap, aile..

hattâ, kadın.


*


kadın, hayâl kuramıyor. kadının kendisi, bir hayâl.


erkek ise, gerçek.


hayat, gerçek değil. hayatın, gerçeklerle ilgisi yok.


kadın, hayata tutunabiliyor. boş yere değil: erkek, çuvallıyor.


*


terk etmek, öldürmek gibidir.

doğru: erkek, terk eder. ve kadın, ölüdür.

maktûl, kadındır. kâtil, erkek.

maktûl yok olur.

kâtil ise, her gün ölür.


*


nerede tıkandığımı buldum.


bach!..

yine hayatımı kurtardın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder